2 Nisan 2010 Cuma

Kod adı: kıskançlık...



Bayılıyorum bu kadına. Karakterine ve yazdıklarına…

Kitaplarını okumayı da seviyorum ama daha çok yazdığı makaleler ilgimi çekiyor her nedense…

İç dünyasını, şeffaflığını dürüstçe sunabilen az sayıda yazarlardan birisi o…

Şimdi birden konuyu değiştiriyorum:

“Kıskançlık” deyince; şu anda aklınıza ilk gelen ne oldu?..

Bir düşünün bu kısacık kelime size neyi, kimi, neleri hissettirdi?..

Kıskançlık nedir? Yüzdesi ne kadarı geçmemelidir?

Ne kadar kıskanmak gerekir?..

Bunu bir ölçüsü var mıdır?..

Bu duygu nasıl saklanır, nasıl hissettirilmeden yaşanır?..

Bu duyguyu yaşamayan, hissetmeyen var mıdır?..

“Ben hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi kıskanmadım” diyen doğru mu söylüyordur; yoksa sadece kendini mi kandırıyordur?..

Bence herkeste “kıskançlık” duygusu vardır. Olmaması olası bile değil. Ben buna inanmam. Siz inanır mısınız?..

Küçücük bebekler bile kıskançlık duygusunu taşıyorlar, biliyorlar. Tamam bu duygu var da; bunun dozu, ayarı yani oranı ne olmalı?

Bu duygunun tavan yapması, maksimum boyutlara çıkması maalesef ki; insan hayatı için tehlikeli. Kadın&erkek ilişkilerinde bu “kıskançlık” duygusu yüzünden bir çok saçma sapan suçlar işlenmekte, bazıları ölümle sonuçlanmaktadır. İnsanın bu duyguyu kontrol etme yetisinin olmaması ne acı. Keşke olabilseydi!..

Keşke “kıskançlık” duygusu ve buna benzer kötü duyguların, dürtüsü beynimizde olmasaydı. Belki insanoğlu daha mı mutlu olurdu? Kim bilir?..

Yukarıda kendisinden kısacık bahsettiğim yazarın, kim olduğuna gelecek olursam; kendileri “Elif ŞAFAK”…

Evet ya, ta kendisi. Şubat ayında kendi sitesinde ve Haber-Türk de yayımlanan bu yazısından birkaç satırı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazısının konusu “kıskançlık” üzerine. Yazının başlığı ise; “Yazarları sevmeyen yazarlar”…

Süper bir yazı olmuş, bayıldım. Bu yazı için zaman yaratılmalı ve tamamı okunmalı. Pişman olmayacaksınız. Özellikle de benim gibi bir blog yazarı iseniz; okuyun ve kıskanç bir yazar mısınız, yoksa değil misiniz bir karar verin bakalım…

Evet, Elif ŞAFAK’ a ait yazıdan birkaç satır :

- “Tesadüf değil, yazarların birbirlerini bırakın sevmeyi, okumaya bile tenezzül etmemeleri. Bir yazar kıskandığı bir başka yazarı katiyen okuyamaz. Öyle biri yokmuş gibi davranır.”

- “Ne zaman bir başka yazarın başarısına tanık olsak, biraz daha ölürüz biz. Çok azımız bunu bu şekilde itiraf edebilsek de!”

***Fotoğraf yine Çeşme-Ilıca'dan. Bu sıralar sayıklıyorum da orayı...

5 yorum:

pelince dedi ki...

Ebrucum öncelikle ziyaretin ve yazdıkların için çok teşekkür ederim.. iyi niyet böyle bir şey,kilometrecelerce uzaktan bile hissediliyor.. sağolasın.. muckkk...
konu kıskançlık.. zor konu,bende pek olmayan bir duygu,hatta zaman zaman keşke olsa diyorum.. ne biliyim belki beni daha ileriye taşırdı.. okul hayatımı tamamlardım mesela,veya tombik olmaktan vazgeçip zayıflardım ...
eşimi çok kıskanıp onu sinir edip kavga edebilirdik belki... çok az barındırıyorum bünyemde...

aslında hırsa kapılmadan insan içinde kıskançlığı da çoşkuyla yaşamalı galiba;)

Ebruli dedi ki...

Pelincim sen istisnasın inan bana. Keşke herkes senin gibi iyi niyetli, iyi kalpli olabilse!..

özii dedi ki...

Ebrulim bu duyguyu zaman zaman bastırmaya çalışsamda bazen engel olamam. Bazen aşırıya kaçarım ama bu sadece bana zarar verir, karşımdakine asla yansıtmam.
Zaten bide akrep burcuyum anla artık :))

pelince dedi ki...

körler sağırlar durumu olmasın ;)

utanarak kaçıyorum buradan;)

öpüyorum...

GİZEM ŞIVKA PİDECİ dedi ki...

Ebruli, bu kadina nedense biraz onyargim var ve bir turlu yazdikalarina kaptiramiyorum kendimi